İstanbul'daki Göller ve Barajlar İzlenme Sayısı 27764

İstanbul'daki Göller ve Barajlar

İstanbul'un üç önemli doğal gölü vardır. Bu göller: Terkos (Durusu), Büyükçekmece, Küçükçekmece gölleridir. Vadilerin sular altında kalmasından sonra bu göller oluşmuştur.

İçlerinden Terkos (Durusu) Gölü, denizden ilişkisini kestiği için tatlı suya sahiptir. Küçükçekmece ve Büyükçekmece Gölleri ise denize açık bulunduğundan suları tuzludur. Ayrıca İstanbul’da bir de baraj gölleri vardır. Bu göller kendiliğinden değil, insan eliyle meydana gelmiştir. Şimdi sırasıyla İstanbul’un doğal ve baraj göllerini tanıyalım.

TERKOS (DURUSU) GÖLÜ
 
Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde İstanbul’un 50 km kuzeybatısında, Karaburun’un gerisinde bulunur. Durusu Gölü de denilen Terkos Gölü, 25 kilometre kare yüz ölçüme sahiptir.  Gölün en derin yeri on bir metredir. Su toplama alanı 619 km2dir. Deniz seviyesinden 2.75 m yüksek olmasına rağmen bugün Karadeniz’e akıntısı yoktur. Terkos Gölünün beslenme havzası küçük, fakat göle su taşıyan dereler fazladır. Bunların suyu en bol olanı batıdan gelen İstranca Deresidir. Denizden ayrıldıktan sonra gölün suyu süratle tatlılaşmıştır. Terkos Gölü’ne bir yılda ortalama 196 milyon metreküp su gelmektedir. Çok yağış alan zamanlarda bu su miktarı 237 milyon metreküpe çıkmaktadır.
 
İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan bu gölden geniş borularla su gönderilir. Suyun fazlası Yalancı Boğaz'dan Karadeniz'e akar.

  

Gölün kenarında Terkos Köyü bulunur. Göle ismini veren de bu köydür. Köyün tarihi yaklaşık 1000 yıl öncesine kadar dayanır. Bugünkü köyün kuzey batı istikametinde göl kenarında kale içi olarak bilinen yarım ada üzerinde Cenevizliler tarafından bir korsan yatağı olarak kurulmuştur. O zamanlar deniz ve gölün irtibat halinde olduğu, daha sonraları doğal etkenler ile bir birinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kaleiçi olarak bilinen yarım ada üzerinde bulunan kale kalıntılarında kale içinde Trikos adında bir manastırın bulunduğu ve köy ile gölün adının buradan geldiği anlaşılmaktadır.

19 yy. da İstanbul’a gelen bir Fransız elçisi şehrin susuzluğunu gözlemler ve Osmanlı Sarayından bir heyeti Fransa’ya davet eder. Fransızlar istenirse şehrin su probleminin çözümlenebileceğini belirtirler. Çizilen krokilerde Terkos gölünü su kaynağı olarak gösterirler. 1855 yılında şimdiki fabrika binasının temeli atılır ve 2 sene süresinde fabrika inşaatı bitirilerek İstanbul’a su sağlanır.
 
Yüz senedir İstanbul’un suyunu temin eden bu tesisler günümüzde de mevcuttur. Su gölden alınarak Kağıthane’de bulunan arıtma tesislerinden geçtikten sonra İstanbul’a dağıtılmaktadır. Son senelerde görülen kuraklık yüzünden ve artan İstanbul nüfusunun su ihtiyacını karşılamak üzere deniz kıyısında vurulan sondalardan elde edilen su, pompalarla Terkos Gölüne akıtılmaktadır.
 
Ayrıca, Terkos Gölü, bir balıkçılık ve birçok yabanî av kuşunun yaşadığı bir avcılık alanıdır.
 
BÜYÜKÇEKMECE GÖLÜ
 
Mimar Sinan Bucağının bulunduğu yerde ve Marmara kıyısındadır. Yüzölçümü 11 kilometre karedir. Suları derin değildir. Karasu Deresiyle beslenir.
 
Çatalca yöresinden güneye doğru inen derenin (Karasu, Delice Çayı) aşağı çığırının yükselen deniz seviyesi altında kalmasıyla koy halinde oluşmuş, sonra önü, koyun orta kısmında çakıl, kum ve kil gibi maddelerin meydana getirdiği bir dil ile tıkanmıştır. Bu dil üzerinde gölü denize bağlayan bir kesinti bulunur ve bunun üzerinden çok gözlü tarihi bir köprü olan Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü geçer. Büyükçekmece Gölünün Marmara Denizi ile birleştiği yerde Büyükçekmece Barajı yer alır. Baraj ile deniz arasında hafif tuzlu bir göl, su odacıkları ve sazlıklar bulunur.

 

Göl, İstanbul'un içme suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. Göl, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yapılarla derinleştirilmiştir. Gölün deniz ayağına bir baraj yapılmıştır.

Gölün uzunluğu 7 kilometre; genişliği ise 2 kilometredir. En büyük derinliği 8,6 metredir.
 
Gölde balık da tutulur. Gölde eskiden 30 tür balık varken bu sayı hali hazırda 4'ü yabancı tür olmak üzere 15 tür balık kalmıştır. Göl adını köprü olmadığı zamanlarda üzerinde yer alan çekmece adı verilen elle çekilerek karşıya geçmek için kullanılan salların büyük olmasından alır.
 
KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ
 
Küçükçekmece Gölü, Marmara Bölgesi'nde, İstanbul'da Küçükçekmece ile Avcılar ilçeleri arasında yer alır. İstanbul'un 15 km batısında, deniz seviyesindedir. Denizden, kıyı boyunca taşınan kum ve çakılların meydana getirdiği sığ bir dil ile ayrılır. Ancak bu dil, doğu ucunda gölün ayağı olan dere ile kesintiye uğrar. Bu dere gölün fazla suyunu Marmara Denizi'ne boşaltır. Denizin kabardığı zamanlarda da deniz suyunu göle akıtır. Bu sebeple gölün suyu az çok tuzludur. Göle kuzeyden Nakkaş Deresi, Sazlıdere ve Ekşinoz suları karışır. Göl, bu derelerin birleşik aşağı çığırlarının deniz tarafından kaplanmasıyla meydana gelen bir halicin önünün tıkanması sonucu lagün halini almıştır. Göl adını köprü olmadığı zamanlarda üzerinde yer alan çekmece adı verilen elle çekilerek karşıya geçmek için kullanılan salların küçük olmasından alır.
 
İstanbul'un banliyö semtleri, gölün doğu kenarına kadar gelir. (Küçükçekmece, Soğuksu, Menekşe, Halkalı). Göl ağzının doğusunda (Florya) ve dil üzerinde plaj kuruluşları vardır.

                           

2008 yılında Kocaeli Üniversitesi ve Bristol Üniversiteleri'nin ortak çalışmaları ile çok yeni ve önemli arkeolojik buluntular keşfedilmiştir. MS 557’deki büyük depremde yok olduğu sanılan Bathonea kentine ait olduğu düşünülen bazı kalıntılar bulunmuştur. Çalışmalar sırasında bulunan kent kalıntıları, arkeologlara buranın yazılı kaynaklarda geçen ancak yeri şimdiye kadar tespit edilemeyen “Bathonea” kenti olduğunu düşündürdü. Bölgede bulunan evlerin birçoğunun kendisine ait iskelesi olması ve çok sayıda antik çapanın bulunması da dönemi anlatan tarihçi Procopius’u doğruluyor.

Araştırmaların en heyecan verici noktası ise gölün Kuzeybatı’sında Firuzköy Mahallesi, Avcılar kıyısındaki yarımadada deniz tabanındaki fener kalıntılarıydı. Fenerle ilgili ilk bulgu, göl içindeki sığlığın üstünde kalan iki taş bloktu. Blokların çevresinde yoğunlaşan sualtı arkeologları, duvar formları, mermer döşeme parçaları, seramik kalıntılar ve çok miktarda kiremit-tuğla parçaları buldular. Kalıntılar üzerine yapılan çizim çalışmaları iki farklı yapının temellerini ortaya çıkardı. Denize uzanan rıhtımın açığındaki fenerden alınan kalıntılar, Bothonea’nın önemli bir liman kenti olduğunu da gözler önüne serdi. İlk fener kalıntıların, bugünkü İstanbul’un yerinde Helenistik dönemde Milattan Önce 7. yüzyılda kurulan Byzantion’la aynı döneme ait olduğu sanılıyor. Büyük blok taşlardan alınan harç malzemesi, 5. yüzyılda II. Teodosios tarafından yapıldığı sanılan Bizans’ın dış surlarının harcıyla karşılaştırıldığın büyük benzerlikler bulundu.
 
BARAJ GÖLLERİ
 
İstanbul’da baraj gölleri mevcuttur. Bu göller içinde en önemlileri Alibey Baraj Gölü, Elmalı Baraj Gölü ve Ömerli Baraj Gölü’dür. Ayrıca bir de Samandıra Göleti vardır.

Ömerli Barajı: Ömerli Köyü, Kurtköy ve Sarıgazi üçgeninin içinde yer alır. Riva Deresi üzerinde, içme suyu temini amacı ile 1968 - 1973 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2.198.000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 52,00 m, normal su kotunda göl hacmi 386,50 hm3, normal su kotunda göl alanı 23,10 km2'dir. Yılda 180 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır.
 
Balık çeşitliliği 1999 yılından bu yana göle salınan israil sazanları yüzünden hızla azalmıştır. Şu an gölde israil sazanı başta olmak üzere aynalı sazan, pullu sazan, az miktarda yayın, az miktarda turna, kızılkanat ve tatlısu sardalyası vardır.

Elmalı Barajı: Göl 1990'ların başlarında aşırı derecede kirliliğe maruz kaldı. Bununla başedebilmek için İSKİ Birinci Elmalı Bendi'nin suyunu iki sefer boşalttı, ama sonuç elde edilemedi. Barajlardan İkinci Elmalı Bendi'nin suyu diğerine göre daha temizdir, mevkisi ikinci köprü yolu üzerindeki Kavacık'la Çavuşbaşı Köyü arasındadır. Balık çeşitliliği başta tatlısu kefali, sazan ve kızılkanattır.

Alibey Barajı: Alibey Barajı, Alibeyköy Barajı şeklinde de anılır. İstanbul'da Alibey Deresi (Alibeyköy Deresi veya Malova Deresi şeklinde de anılır) üzerinde, içme, kullanma ve sanayi suyu temini amacıyla 1975-1983 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1.930.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 30,00 m, normal su kotunda göl hacmi 66,80 hm3, normal su kotunda göl alanı 4,66 km²'dir. Yılda 39 hm3 içme suyu sağlamaktadır.

Darlık Barajı: Bu baraj, Şile yolu üzerinde pek fazla bilinmeyen bir barajdır. İstanbul'da Darlık Deresi üzerinde, içme suyu temini amacıyla 1986-1988 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.Kaya gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1.600.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 73,00 m, normal su kotunda göl hacmi 107,00 hm3, normal su kotunda göl alanı 5.56 km²'dir. Baraj yılda 108 hm3 içme-kullanma suyu sağlamaktadır.

Samandıra Göleti (Aydos Göleti): Mevkisi Kartal'a bağlı Samandıra Beldesi'nin hemen üzerindeki Aydos Dağı'ndadır. Balık çeşitliliği az miktarda sazan ve kırmızı havuz balığı, suyu temiz etrafı mesire yeridir. Ailecek piknik ve balık avı için çok uygundur.

 

deniz_muzesi     harbiye_muze

 

İstanbul'daki Göller ve Barajlar ile ilgili Yorum Yazın

Adınız : E-Mail Adresiniz :